Sevgiliye Denir ki *.* Sevgine Aşığım,Aşkını Seviyorum...

2 Şubat 2012 Perşembe

DONUP KALAKALDIM





Tedirgin tavırla bir sorgu sual,



Yöneltti birisi,sohbet boyunca,



Hissetmiş olduğu bir gizemli hal,



Donup kalakaldım bir bir sayınca...



Şüpheci haliyle neydi amacı,



Tadımı kaçırdı verdiği acı,


Kendisinin gibi doğruluk tacı,


Bir şeyler anlattı huylu huyunca...

Nutuklar yetmedi tuttu inadı,


Bakışlar hapsinde beni sınadı,


Gökte uçuşurken kolu kanadı,


O kadar sabredip gittim suyunca...

Hoşnutsuz yüreği nasıl da katı,


Muhterem sanırlar gördüğüm zatı,


Sanki işlemişim kem kabahati,


Fenalık geçirmiş kalbi duyunca...

'Sevgisine Aşık Olduğum Sevdiğimden Bana Serzeniş' Alıntısı o.O

19 Ocak 2012 Perşembe

ÇİZERİN ESKİZ DEFTERİ O,o

Demeyi çok isterdim ama,nerde bende o yetenek?

İlk ve tek karikatür çizimim.Bakarak çizmiştim üstelik.

Ortaokuldayken,resim öğretmenimiz,herhangi bir karikatürü beğenip,çizmemizi istemişti.
O kadar komedi karakterlerde karikatürler varken,sen git bunu beğen!Olacak iş miydi?

İçsesim sinyallerini çoktan bana ulaştırmıştı.

-İşte bu tam sana göre! Fiyyuuuu...

-Ya öğretmen beğenmezse? Komik olması gerekmiyor muydu bu şeyin?

-Aman canım,düşündüğün şeye bak.Önemli olan çizmek değil miydi?Nasılsa kıçı açıkta.Gülecek herkes.İyi iş çıkartacaksın bak gör...

Evet,evet.Ben nasılsa yetenekli değildim.Dersime çalışmış olacaktım hem.

Ne kadar da etkilenmiştim.Boşta gezen emmi,beni onikiden,tam da kalbimden vurmuştu.Açıkta kalmış kıçını,şapkasıyla örtüyordu.Belki de komikti.Ama ben nedense,sadece onu,çizmeye karar vermiştim.

Kalemiyle kim ortaya çıkartmışta,ruh vermişti? Hiçbir fikrim yok.Çizeri bilmem ama,ben şapkalı emmiyi görürgörmez,içimden yüceltmiştim onu çoktan...

Böylece,ilk ve son şaheserime,kalbimden gelen heyecanı da katarak çizmiş oldum.

Ama bana soracak olursanız,muhteşem iş çıkarttım.Zaten,bu konudaki varım yoğum bu çizim:-)

Sevgili çizerler,sırf siz kıskanmayın diye,bu işi fazla sürdürmedim.Gülme efekti,içinizde saklıdır hehe:-)

25 Ağustos 2011 Perşembe

BAZEN


Saçmasapan cümleler kurmak istiyorum.

Mesela;dileklenmeli insan,ki içindeki hüznedokunan kısmete şans veripte,cehennemin soluğunu,
karanlığın eşiğindeki ışığa doğru gittiğini yeniden hatırlatsın...

Zaman mesela;İçindeki hüznü hafifletmek adına,yaşadığının tekrar farkına varmak için,zamanı yaşamak için ya da yaşamak için o bir türlü gelemeyen zamana,isyanlarını sunman gereken
dualarına içini dökmen gerekir ki,yolunun kader ruhu sarpa sarmasın.

Haykırmaların uluorta,sinsice çığlık atarken sana,duaların ise yarıçapkın,seni baştan çıkaran.Tüm çekiciliğiyle,yüreğine dokunan soyutluğun,zamana uçuşa geçmesi iznini bir koparabilse şu kara sızıntıdan,o zaman anın,senin hüznün olur,ki hüzün,sızıdan arta kalan...

İşte,o son dediğin yerindibinde hissederken kendini,başlangıç,naralarını atmaya başlar,hüzünle karışık haykırması belirirken.Çünkü zaman,kendine yosunlanmış,dualara sığınmış,zaman,
kendi şımarıklığıyla,senin yaşama anına,senin ol haline yedek nefesler üflemiş,senin heyecan sandığın coşkunluklarına...

Gerçeğini,doğrulara bulamak isteyen kalp atışların,mutlu hüznün gölgesinde,aforizmalar harmanlayan iç huzuruna,dileklenmelerinle,hayalini eşit tutmaya yönelik iç geçirmelerle,nihai gayret son bulur.Gayretin tadı,yaşadığın hazdır.Çünkü bu haz,somut delil olan hayallerinin gerçekleşmesini soluduğun olan derin yaşam biçimindir...

Ki,izdüşüm senin fiziki yaşamındır...

!!!...


Anladığını Anlatamadığın Kadar Anlarsın Bazen...!

24 Ağustos 2011 Çarşamba

ZİHNİMİ MEŞGUL ETMEYİN GEÇİN ÇABUK SIRAYA



Anemon : Denizde yaşayan bir tür çiçek


Anima : Junk psikolojisinde,erkeğin bilinçaltının dişil öğesi


Animus : Junk psikolojisinde,kadının bilinçaltının eril öğesi


Animizm : Canlıcılık


Asimptotik : Son.Uşmaz


Communion : İştirak.Sohbet.Ünsiyet


Demarcation : Sınır çizgisi.Ayırım çizgisi

Deorsum(latince) : Aşağıya doğru-Sursum(latince) :Yukarıya doğru-

Dogma : Teori.Varsayım.Nazariye
 
Dönme ekseni : Dünya'nın üstünde döndüğü varsayılan sanal kutup



Egzoterik : Dışrak.Felsefeyle ilgisi yok

Essene : Milattan önce ve sonra Filistinde yaşayan,bir yahudi tarikatı mensubu

Ezoterik : İçrek.İçindeki inanç.Tek Tanrıcı



Galilee : Kuzey filistinde bir bölge

Galvanik : Ani ve şiddetli



Hologram : Biri etkilenmiş ve diğeri tabii olan,iki laser ışınının çarpıştırılması sonucu  meydana gelen ve üç boyutlu görüntü verebilen negatif


İlinek : Felsefi anlamında,Bağımsız varlığı olmayan,varolmak için bir tözü gerekli kılan şey

İn extenso : Eksiksiz.Tam olarak

İnka : Güneş'in çocuğu demektir-İnka doğasını,ışıktan bir varlık olarak tanımlar-



Jivanmukta : Bedenli olarak yaşarken,kurtuluşa eren


Kentauros : Yunan mitindeki insan başlı at

Koklea : Kulakta işitmeyi sağlayan sinir sinyallerini üreten organ



Metodist : Protestan mezhebi üyesi

Mistik : Gizemci

Mürdesenk : Simya araştırmaları sırasında ortaya çıkan bir kurşun ve oksijen bileşiği



Nestor : Öğüt veren akıllı ve yaşlı kimse

Noetic : Bilinç araştırması

Noia: Us.Akıl



Obsidiyen : Asit bileşimli,çabuk katılaşan bir lav çeşidi.Doğal cam


Panteizm: Tüm Tanrıcılık

Paradoks: Anlaşmazlık

Paralaks: İki yıldız arasındaki uzaklığın,dünyadan görünüşü

Pentateukhos:Tevrat'ın ilk beş kitabı

Primitif: İlkel

Psikosomatik: Akıl ile beden arasındaki ilişki



Rudra : Tanrısalın biçimlerinden biri


Saltık : Bağımsız.Koşulsuz.Mutlak

Seer : Gören.Bilen

Sierra : Zirveleri çok olan dağ silsilesi

Simple consciousness : Basit bilinç.-duygusal uyarım ve algılama kabiliyeti

Sirius : Büyük köpek takımyıldızındaki en parlak yıldız

Sursum(latince) :Yukarıya doğru-Deorsum(latince) : Aşağıya doğru-



Şist : Kalın tanecikli dokusu olan bir kaya


Teofani : Tanrı'nın belirişi

Tikel : Bölümsel.Kısmen

Tob : Tövbe etmek - Aramicedeki anlamı-

Tövbe etmek : Geri dönmek.Tanrıya geri akmak

Transmutation : Değişinim



Unicorn : Mitolojide,saflığın ve masumiyetin sembolü olan,alnının ortasında tek boynuzlu at


Vecd Hali : Esrime

Vecit : Coşku.Sevinç

Vedik : Hindu dininin,en eski kutsal kitaplarına ait



Yunanca : Metanoia(meta) : Öteye gitmek.Daha yükseğe gitmek.

23 Ağustos 2011 Salı

BAŞLIKSIZ SONLUK bööğeöğkk :)


Üzerine Örtülen Sıkıntılardan Arın...
Çünkü
Tanıdın Tadı
Tadımlıkmış Hayatın...!
Ya da
Kaybolmaz Hayat
Tadı Damağında Kalmış Gibi
Bir İçmene Bağlı
Damağında Sür İzini...

12 Temmuz 2010 Pazartesi

AY EM AT RUH TATİLİ ŞEYSİ


Tıkanıp kaldığım konulara engel nedendir?Neden,neden diyince muhalif olmak bu kadar heyecan verir ki bana?

Hiç anlamış değilim,verilen sadece beden ve ruhun içinde yaşamak ta neyin nesi?...

Hani kadim bilgiler ya da bilgeler derler ya,en basit örneğiyle,içine yolculuk en uzun yolculuktur...Sen eğer bu yolculuğunda,enerjiye akarsan,otomatikman bütün bunları sorgulamayı bırakacaksındır.(tamam otomatikman demediniz,ben güncelime uysun
diye ekledim.Gülücük,ehehe)

Senin bana biçtiğin kılıfın belli.(burada Sen,artık neye karşılık geliyorsan; insanların inanç ya da düşünüş durumuna göre?)Baksana,falları doğru bilenler oldukça,en büyük kanıtı bana sunmuş oldun.Bir de rüyalar kaçınılmaz elbet.Kısaca bunlara hisler yumağı
diyelim.Alimallah daha sırada altıncı hisler var.

Senin izlerin,ruhumuzda zaten varsa,ben neden sorgulamak istiyorum peki?
Ah evet,insanlık,mantık sınırına geldi ve ben de bu devirde doğdum değil mi?

Herşey senin nezdinde kabul görüyor bence.Enerjiye akanlardan tut ta,en aptal ya da
en cahil dediğimiz kişilere varana kadar.Bu da ayrımcılığa girdi ya neyse hööfff:(

Buraya kadar tamam.Bu senin keyfin.Ya peki benim sorularım?"Bir ben var ki benden
içeri"evet...Sonra?İşte burada sonraya geçiş yasağım var.Önce ben,meditasyon yapayım,
içime akayım,güzelleşeyim,zaten sonra diye birşey olmayacak öyle değil mi?Salınacam
ve bütün sorun olarak gördüklerim birbir neticeye ulaşacak.

Peki o zaman bir düşünsene.Hayır tamam,ben düşünüyorum.Evet antinkuntin
bir düşünsene,ya hayatta iken,kadimlerimiz olmasa ne yapacaktık?Yol göstericiler
olmasaydı ne olacaktı?Hoş olan da bu ya,onların izinden henüz gitmedim.Bu da ayrı
bir konu...

Mesela,Mayalar takvimlerle uğraşmış.Şu dönem şu geçişi yaşayacağız.Efendim şu geçişten
sonra,şöyle bir geçişe doğru uzanıyoruz ve yol alıyoruz demişler.

Düşünce harekettir.İçine yolculuk,mevsimli mevsimsiz başlamıştır artık.Bütün bu düşünce tarzı,düşündüğümüz konuya göre değişir de değişir.Benim anlamadığım,mantık yürütme seansları sunuyor şuan içim.Herşey ya mantık ya da duygusal sonuç içermekte.Bu bile
garip gelir bana bazen.Ahaha diyip geçiştireyim:-)

Sanırım tatil hayatım başlasa iyi olacak.Ha evet,denize karşı güneşin batışını seyre dalarken,
gözlerimi kısıp,gördüğüm bütün görsellerin titreşimlerini dalgalandırmam lazım.

Haydi ben,benimle gelip,kendimle olmanın tadını çıkaralım.Soruları,tek kararda kalana bırakalım.Nasılsa,mıknatıs Rahman ve Rahimde gizli.Ne olursa olsun,soruların seni özgür
bırakmayacak.Ta ki,"insanım evet,iyi ki yaratıcı beni yaşatmaya karar vermiş,müteşekkirim
Tanrım"diyene kadar...

Belki de dileklerim biryerlerde bloke oldu da bunları yazmak istedim.Bak yine yaptım.Neden yaşantımız dileklenmeli?Neden kendimde çığır açmak zorundayım ya da bazen öyle hissediyorum ki?Yoksa bütün cevap,şu an ki bulunduğumuz yüzyılla mı alakalı?
Sen iste,doğru olan da budur,ama hala aklım bir karış havada değil mi?...

Satürn gezegeni,terket beni artık ve mümkünse bir daha beni hatırlama emi!

Bana başka bir bakış açısı lazım.Meditasyon mu?Üşeniyorum.O halde yarın ahah:)
O zaman bikbiklerini de al da git.

Sanane be,burası benim çöplüğüm hıh işte pıpıppp:))



24 Haziran 2010 Perşembe

2-SALINAN İÇSELLİKLER :)


Zaten,hislerim hep benimleydi.Ama Aşkıma vesile olman,senin Yüceliğindir!...

20 Haziran 2010 Pazar

HÜZÜNLÜ MELEĞİN GÖZYAŞLARI




Ağlamaklı gözlere ulaşmak için,bir ay öncesinden görülen rüyalar,çoktan gerçeğin kabusuna dönüşmüştü.
Acılara dayanamayıp,sürekli erteleme yoluna giden düşünceleri,aslında ona bir plan çizmişti bile.Nasıl buluşacaktı ki?Zaten herşey açık açık ortadaydı.İçi fırtınaya tutulmuş,savrulurken,gözden düşen yağmurlara esir olacağını biliyordu.
Önce soru sormak istedi kendisine.Bunu başarabilirdi.Buluşmadan önce,herşeye hazırlıklı olacaktı böylelikle.İç sesi,dönüp dönüp rahatsız tavırlarıyla,kendisini boğacağına,bu soru-cevap fikri onu rahatlatabilirdi.
Ruhu dinginliğe kavuştuğu anda,içinden sorular yükselmeye başlamıştı bile.

-Melekler ağlar mıydı?Melekler melekti sadece,ha gülü sevmişim,ha meleği...Sen ne dersin?

-Hiç böyle,saçmasapan bir soruyla karşılaşmadım.

-Neden öyle diyorsun ki?Zaten,senin şu soğuk tavrın yüzünden,sürekli sorularımı ertelediğimi görmüyor musun?

-Niçin sana hep açık olacakmışım gibi davranıyorsun?Hem sen,acılarınla mı,yoksa varoluşunla mı ilgileniyorsun?Kafanda kurduğun iç hesaplarını,beceriksizliğin yüzünden bana fiske atacak kadar,kendini aşağılıyorsun.Sonra da bana dönüp neden neden diye sorular soruyorsun!Gerçeği ikimizde biliyoruz.Hayat bu,döngü bu,daha ne dememi bekliyorsun?İçinin ferahı,senin salyasümük zırlamandan geçiyor.Beni dışlamandan değil.

-Sen kendinle çelişki yaşıyorsun bir kere.Madem herşey bu kadar basit,o zaman sana soru sormam için,neden bana yalvarıyorsun?Tezatlık sende ki,önüme her defasında yol ayrımları ekliyorsun.Ben bu döngüleri yaşamaktan nefret ediyorum tamam mı!... Üstelik,kendini bana yamıyorsun.Aslında korkan sensin ve benden sana sahip çıkmamı istiyorsun.

-Benimle iyi geçinmek zorundasın.Mutlu olduğun anları unutma.Aşıkken sen haklıydın hatırladın mı?Ama acılara gelince suçlu ben oluyorum.Bu ikilemlerin,başına iş açtığı gibi,sırf böyle hissettiğin için,herşeyi bölmek,senin alışkanlığın haline gelmiş.Tüm olabilme görüsünü,gözün keşfetmiş ama,kalbin hala kıvranıyor.

-Seninle uzatmayacağım bu konuları.Nasıl ki deneyimler hep boşa kürek sallar,seninle olan bağımız da,boşa konuşulan içsel saçmalıktan daha öteye gidemedi zaten.Gideremedik ikimizin yüzünden.Melek diyordum.Ağlar mı hiç?Hani yansıttığı,sadece saf,beyaz,masum olan,özgür kanatlı uçuşlarıyla,ruhumuzdaki efsanevi yerini almış,hiçbir kötülük barındırmayan.Var mıdır onun da sızısı?Peki ya içinde sakladığı mayınlar olamaz mı?

-Senin değer verdiğin masumluk,uçup gitmez içinden,korkma.Anladım,kopmaktan korkuyorsun sen.Ama emin ol,sadece gözün algıladığı bir hayat değil bu.Gözlerin,arzularla,özlemlerle yoğrulmuş olsa da,içinde taşıdığın hissin,her zaman seni varedeceği için,ona kulak vermen gerekir.Asıl kopma derecen,bununla alakalı.Yani,meleği kimse senin elinden almıyor.Aksine sen bu çektiğin acıyla,onu daha da çok özümsüyorsun.Hüzün,bir müddet sonra,coşkun heyecana kapı açar.Ah!Sen beni deli ediyorsun biliyor musun?Bunu defalarca yaşadığın halde hala,sorulmamış soru gibi sormaya çabalıyorsun.Çabalamadan,gelen hissini,o anın hissini o an yaşasan,hayat senin için daha da kolay olacak ama,nerde sende o yürek?

-O anın hissi aynıymış gibi olsa da,unutma ki birbirinden farklı hisler taşır ve her defasında,deneyim dediğimiz halde,bütün kilit nokta,içimizde, kaybolan çocuğun oyuncağını aramaya çıkması gibi,ağlamasının son bulacağı durak,oyuncağına yeniden kavuşması olacaktır.O geçiş anı,öyle yerlebir ediyor ki insanı,hüzün,masumluğu parçalarcasına acı çektiriyor kendisine ve kendi değerine sahip çıktığı kadar,bizdeki masumluğu da sömürüyor.

-İşte!Bravo!Az da olsa yaklaştın.Ama asıl sorun,masumluğu sömürdüğü değil,ona değerini biçmekte.Ona,kendisini hatırlatmakta.O geçiş anı dediğin şey,hüznün,masumluğu kucaklamasıdır.Dikkat,yanlış algılar ekleme kendine!

-Ama yine de,acı çektiğim bir gerçek.Öyle değil mi?

-Ben senin kadar iliklerimde hissedemem.O zaman ben öteki olamazdım.Güldürme beni,acısıyla,tatlısıyla,hayat senin bünyende.

-Yani hüznün de tadını çıkar mı diyorsun bana utanmadan?Seni gaddar!Hiç insafın yokmuş!

-Nasıl anladığına bağlı.Eğer acıdan zevk alıyorsan,sürekli üzgün duygularınla yoğrulursun.Ama unutma ki,vicdanın sana ne yapman gerektiğini her zaman söyler.İster çok neşeli,ister çok üzgün ol farketmez.Yol göstericin,kapı aralığında seni bekler,kalbinde duyduğun merhamet hissi,seni gerçekliğe taşır.

-Bunlar iyi hoş ta,yine de şunu bilmelisin ki,bana acı çektiğim halde,taş olmamı sağlıyormuşsun gibime geliyor.Gerektiğinde,taş gibi sert olabilirim,bana anlatmak istediğin bu sanırım.Meleğime ne olacak şimdi?

-Hiç.O her zaman senin ruhunda aynı yerinde kalacak.Senin acı çektiğin duyguları,uğurladığın da yok ki.Hoş,uğurlasan da,onlar hep aynı yerde.Bilirsin işte,aklına her geldiğinde,aynı hissi taşımak gibi.Kaybolduğu yok,üzülme.Olamaz!Gene mi taş ol demeye getirdim?Vay beni lanet!

-Güller ve içinde kaybolduğu ağlamasına tanık olduğum demek,Melek demek artık benim için.Yalnızlığını,çaresizliğini içtim onun.Onunla sonsuza uzadım.Şahidim,içimize akan gözyaşımız oldu Meleğim!

Acıdan zevk almıyorum.Onun içinin acımasını,ağlamasını hissederken,aslında benim Meleğe dönüştüğümü gördüğüm anda,onun gözlerinden ona ağladığımı farkettiğim için sadece acı çekiyorum...

Güllerin varolduğu sürece,
Meleğim! Bu yüzden yalnız değilsin...

-Yazdın madem,rahatladın mı bari?

-Senin şımarıklığın,benim gözyaşım demek.

Ama hayır!Seninle henüz işim bitmedi,hüznümün içindeki gerizekalı...

17 Haziran 2010 Perşembe

1-SALINAN İÇSELLİKLER


İsteğinin üzerine çok düşersen,duyguların çöreklenir...Oluruna bırak...Eğer kendinden özgür olabilirsen...

15 Haziran 2010 Salı

GEL DE SOYUT OLAYIM


Soyutlandım AŞK Bile Senden!
Somutlanmak İsterken.

Alacağın mı Var Benden?
Ben Çözümlenmek İsterken....

Kesişemedik Mesafelerden,
Korkma Benim Yüreğimden,
Hazır Olmam Peki,
Al Beni Hadi,Gel Yeniden!!

öYLECEYE LAFIM VAR


Evre'nin İçinde Ya Da Dışında,
Yarı-Tanrıyım İnsani Nefes Alarak!

Sırlarım Bana Kapalı,İçimi Yoğurarak!
Sarılır Bana Hayatım,Bense Onu Dışlayarak!

Aradığımı Bulurum,Ne Bulduğumu Arayarak!
Sonra Kaybolurum Kendimde,Neyi Bulduğumu Sorarak!

Bilinmezlik Mest Eder,Arayışlarla Selamlayarak!
Farklı Olan Umutlarım Değil,Umudu Bilen Olarak!!

HAYDİ YAŞA

Yaşanılası Hayatta,Yaşanılmamışlık Yaşayıpta,
Yaşadığını Zannedip,Yaşayamadığını Bilmek,

Hayatın En Kötü İhtimalini Kendinde Yaşayıp,
"BİR DAHAKİ SEFERE"Diyip,Yaşamayı Ertelemek,

Yaşanılanlarla Birlikte Yok Olup Giden,
Yaşanılmamışlık Elde Etmek,

Yaşayacağına Dair Sözler Alıp,
Yaşayacağın Günü Beklemek,

Yaşanılası Hayata,Yaşanılmamışlık Kılmıştır Zaten....!!
                                                         

14 Haziran 2010 Pazartesi

KALBİN YÜZ HATLARI

                                                                                     
Hey!
Susun be köpekler!
Bu gece vakti,bu ayazda dışarıda,
neden havlarsınız ki hiç durmadan?

Susun!
Biraz da yüzüm sızlasın!
Mezar taşlarını oymakla meşgul o!

Bir acı kayıp daha verdim yüreğimde,
paylaşıyorum şu anları,yüzümle birlikte...

Ey benim zavallı yüzüm!
Acıları ne güzel de çekiyorsun içine...
Bütün üzüntü yayıldı hücrelerine.

Daha çok acılar çekeceksin söz!
Taşların inan benimle birlikte.
Oynarız onlarla daha çok,
Deneyimlerin Canı Cehenneme...!!

BELKİ HAYALLER DE SINIRLIDIR??


Hayallerle sınırlı kaldığını düşündün mü hiç bir an?

Belki de,farkı arar insan kendinde o zaman...


Bulduğunu sandığın masumluktur asıl ortaya çıkan.

Seni kandırır asaletiyle,

O esna kendini bulur insan...


İzini yine kaybettirdi hayaller,

Boşver masumluğunla oyalan...


Aşk,doğru zamanda,doğru yerde olmaktır...

9 Haziran 2010 Çarşamba

SEN

Dualarda saklı Besmele etkisi...
Dua etmiştim anlamlar yerini bulsun diye.


Bir dua ki içten !
Bir dua ki, Tek olmaya adanmış huzuru ortaya çıkarsın... 


İsmimle başladıysa herşey, Elif elif ruhum yoluna uzasın... 
Sonsuzdan sonrası da varsa,sonsuza aksın, 


Varsın anlamlar dönüp dolaşsın,
Yalnızca "Sen" iyiki doğdun,iyiki varsın...
                                                      

8 Haziran 2010 Salı

KUĞULARI YEDi MELiH...

Hani bir misinayı atarsın ya sonsuz derinliğin içine,

hani kuğu gelir de takılır ya o oltaya...

İşte öylece süzüm süzüm süzülür ya kuğu,

hani yarı baygın...

Emekçi evinin mutfağına,pişirilmeye götürülür ya,

hayallerin ise yarı baygın...

Ama kuğu dalga geçer ya hani,

beni yakalayamazsınız der,

Nanik der hani...
...

Ve nefes alınan kuğulu parkta,

çekilen ana-kız fotoğrafı,anılara mahkum olmak üzere,

verilen pozla birlikte,kuğuları yedi melihi tarihe gömer.

Bu ana-kız,mitolojik çağa göre,yeni bir çığır açmıştır.

Melihi kuğu,tasını,tarağını anaya teslim etmek zorunda kalır.

Ana,bu tas ve tarakla,yeni çağın güzel kızının saçlarını

taramakla yeni tarihe,yeniden yön verir...

Yönünü şaşıran melihi,kuğuları genç çağa ve genç kızlara

bırakmak zorunda kalır...

....!!!!


Yanalım küllere dönüşene kadar...
ve
hatta küllerden de öte,
küllere inat...!

KOPARIM SANA BEN :-)

Rüzgar ve Yağmur İstanbula...
Ben de Sana Kopuyorum...
 Yaprak,yeşilini kaybetmeden,
Rüzgarla Dans Ediyor,
Dalında Asılı...

Bense,
Gerçeğine Aşığım,
 Hayaline Sadık Eriyorum,
Güpegündüz...
  Yaprak ve Rüzgar ve Ben,
Delirmişliğimizle,
Sana İbadet Ediyoruz ...
Dualarım Sana,
      Sen de Bana Hükümlüsün...

BAAK BURAYA DA BİRŞEYLER YAZDIMM :)

KAŞİF RUHUMUN KABA İNCELİKLERİ ;)

'Balı ekmeğe sürün,domatesle birlikte ham yapın.Tadından yenir.Güzel karışım:)

'Pet şişeyi çalkalayıp kulağınıza götürün.Deniz kıyısını,kulaklarınızda duyumsarsınız :)

NEYE AŞIK BU KİTAPLAR? :)

  • Aydınlanma nedir?-John White
  • Da vinci şifresi-Dan Brown
  • İlişki üzerine-J.Krishnamurti
  • Richard Bach-Sonsuza Uzanan Köprü